"8.5 un kullanımını anlatacağım"
Filmin ilgi çekici yönü herkesin farklı anlamlar çıkarmasıdır. İnsan zihnine yönelik bir film. İnternetteki yorumlar ve filmin konusu kişiden kişiye değişiyor. Bakış açısına ve inanca göre farklı yorumlar kendini ortaya çıkarabiliyor. Şartlanmış otomatik davranışlar hareket yönünü belirliyor. Her insanın zihin yapısı farklı bir vektörde ilerliyor. Birbirinden kopuk yaşamların sürüklendiği durumları gösteriyor. İnsanların içinde bulundukları ruhsal durumlarda kayboldukları filme konu edilmekte. Günümüz dünyası ile karşılaştırıldığında sosyal medyadaki short videolar gibi bağımsız akıp giden film şeridi gibi insanların içinde bulundukları genel halleri işlenmiş. 8.5 ile kopuk, parçalanmış, mantıksız, rasgele davranış şekilleri arasında kalan insanların sürüklendiği bir model anlatılmakta. Bağımsız hareket eden vektörlerin olduğu gibi saçmalıkları kabul edip yaşadığı gözlemleniyor. Şartlanmış hareketler rüzgarda sürüklenen bir yaprak gibi savruluyor. Adamın zihnindeki karmaşıklığı anlatmaktan ziyade insanların gerçekte kendini beğenmişlik peşinde olduğunu gösteriyor. Asıl insanların zihnindeki arayışı anlatıyor. Gürültülü bir yerde dinleme durumuna insanların geçemediğini kalıplaşmış düşünceleri pekiştiren davranışlarda ancak düşünebildiklerini gösteriyor. Dağınık bir beyin modeli örneği. Düşünceleri vektör gibi ele alırsak her bir vektörün çıkış yeri ve yönü farklı. Yalnızlaşma örneği. Çekiciliğe yapılan yatırımın sonucu. Entellektüellerin sonuna denk aklı başında kalmak zorunda olduğunu ifade ediyor. Dünyada zaten gereksiz pek çok şey var. Kargaşaya daha fazla kargaşa eklemenin anlamı olmadığı söylenmiş. Var olma nedeni olmayan kelimelere imgelere seslere boğulmuşuz. Gerçekten elzem bir şeyler yaratamadıktan sonra olanında yok olması yönünde bir bakış açısı gözlenmekte. Boşluktan gelmiş, boşluğa gidiyorlar şeklinde eleştiriler var. Yönetmen ne çekeceğini iyi bilen birisi. Topluma karşı eleştiri yapmak yerine kendi yaşantısı gibi durumu kendi üzerine alıp ifade etmeyi tercih etmiş. Filmde kullanılan ifadelerin hiç biri rasgele değil. Özellikle çok vektörlü olacak biçimde tasarlanmış. 1960 yılında italyanın sosyo kültürel durumu filmde işlenmiş. Sonrasındaki gelişmelerin sebebini de film açıklamakta. Günümüz dünyasında daha derin bir boşluğa gidildiğide değerlendirmeye alınabilir. İnsanlar duygularını geliştirmedikçe robotlaşıyor. Sessizlikten ziyade arzularının götürdüğü yere sürükleniyor. Düşünme yerini kargaşaya bırakıyor. Filmden yola çıkarak toplumların içinde olduğu durum bir çok biçimde ifade edilebilir. Düşüncenin önünde engel olmamalı. Kullanılan ifadeler sağlıklı bir beynin anlayabileceği düzeyde kullanılmalı. Vektörel kalıplarda ilerleyen bir beyin kendi vektörünü takip eden ifadeler kullanır. Bir toplum aydınlanıyor gibi görünsede bu uzay filmi çekilmesi gibi değerlendirilebilir. Aslında gittiği yön gürültüdür. Gürültülü ortamdaki insanların durumu tıpkı şeffaf bir cam kavanozdaki arı gibidir. Uçmaya çalıştıkça kanatları vazonun camına çarpar.
Filmin ilgi çekici yönü herkesin farklı anlamlar çıkarmasıdır. İnsan zihnine yönelik bir film. İnternetteki yorumlar ve filmin konusu kişiden kişiye değişiyor. Bakış açısına ve inanca göre farklı yorumlar kendini ortaya çıkarabiliyor. Şartlanmış otomatik davranışlar hareket yönünü belirliyor. Her insanın zihin yapısı farklı bir vektörde ilerliyor. Birbirinden kopuk yaşamların sürüklendiği durumları gösteriyor. İnsanların içinde bulundukları ruhsal durumlarda kayboldukları filme konu edilmekte. Günümüz dünyası ile karşılaştırıldığında sosyal medyadaki short videolar gibi bağımsız akıp giden film şeridi gibi insanların içinde bulundukları genel halleri işlenmiş. 8.5 ile kopuk, parçalanmış, mantıksız, rasgele davranış şekilleri arasında kalan insanların sürüklendiği bir model anlatılmakta. Bağımsız hareket eden vektörlerin olduğu gibi saçmalıkları kabul edip yaşadığı gözlemleniyor. Şartlanmış hareketler rüzgarda sürüklenen bir yaprak gibi savruluyor. Adamın zihnindeki karmaşıklığı anlatmaktan ziyade insanların gerçekte kendini beğenmişlik peşinde olduğunu gösteriyor. Asıl insanların zihnindeki arayışı anlatıyor. Gürültülü bir yerde dinleme durumuna insanların geçemediğini kalıplaşmış düşünceleri pekiştiren davranışlarda ancak düşünebildiklerini gösteriyor. Dağınık bir beyin modeli örneği. Düşünceleri vektör gibi ele alırsak her bir vektörün çıkış yeri ve yönü farklı. Yalnızlaşma örneği. Çekiciliğe yapılan yatırımın sonucu. Entellektüellerin sonuna denk aklı başında kalmak zorunda olduğunu ifade ediyor. Dünyada zaten gereksiz pek çok şey var. Kargaşaya daha fazla kargaşa eklemenin anlamı olmadığı söylenmiş. Var olma nedeni olmayan kelimelere imgelere seslere boğulmuşuz. Gerçekten elzem bir şeyler yaratamadıktan sonra olanında yok olması yönünde bir bakış açısı gözlenmekte. Boşluktan gelmiş, boşluğa gidiyorlar şeklinde eleştiriler var. Yönetmen ne çekeceğini iyi bilen birisi. Topluma karşı eleştiri yapmak yerine kendi yaşantısı gibi durumu kendi üzerine alıp ifade etmeyi tercih etmiş. Filmde kullanılan ifadelerin hiç biri rasgele değil. Özellikle çok vektörlü olacak biçimde tasarlanmış. 1960 yılında italyanın sosyo kültürel durumu filmde işlenmiş. Sonrasındaki gelişmelerin sebebini de film açıklamakta. Günümüz dünyasında daha derin bir boşluğa gidildiğide değerlendirmeye alınabilir. İnsanlar duygularını geliştirmedikçe robotlaşıyor. Sessizlikten ziyade arzularının götürdüğü yere sürükleniyor. Düşünme yerini kargaşaya bırakıyor. Filmden yola çıkarak toplumların içinde olduğu durum bir çok biçimde ifade edilebilir. Düşüncenin önünde engel olmamalı. Kullanılan ifadeler sağlıklı bir beynin anlayabileceği düzeyde kullanılmalı. Vektörel kalıplarda ilerleyen bir beyin kendi vektörünü takip eden ifadeler kullanır. Bir toplum aydınlanıyor gibi görünsede bu uzay filmi çekilmesi gibi değerlendirilebilir. Aslında gittiği yön gürültüdür. Gürültülü ortamdaki insanların durumu tıpkı şeffaf bir cam kavanozdaki arı gibidir. Uçmaya çalıştıkça kanatları vazonun camına çarpar.

